İş yerlerini kaybedenlerin dikkatine

İşine son verilmiş olan bazı işçilerin işsizlik pararları, zamanında İş Acentalığına başvuruda bulunmadıkları gerekçesi ile, prensip olarak sık sık belli bir zaman için kesilmektedir. Ancak zamanında başvuruda bulunmamış işçilerin işsizlik paralarının kesilmesi her zaman icab etmemektedir. Yasalara göre işsizlik paralarının belli bir zaman için kesilebilmesi için aranan şart, işine son verilmiş kişinin kusurlu olarak İş Acentalığına müracaatta bulunmamış olmasıdır.

 01.07.2003 tarihinden beri işine son verilmiş olan veya karşılıklı anlaşarak fesih sözleşmesi akdetmiş olan işçiler derhal İş Acentalığına zorunlu olarak müracaatta bulunmaları gerekmektedir. Derhal bu bağlantıda genel olarak, işsizlik haberini aldıktan sonra en fazla üç gün içerisinde İş Acentalığına zorunlu müracaatın gerçekleşmiş olması anlamına gelmektedir. Bu üç günlük süreyi geçiren kişiler hak etmiş oldukları işsizlik paralarının belli bir müddet için kesilmesini göze almalıdırlar. Bu yüzden iş verenler, işten çıkardıkları kişilere İş Acentalığına müracaat zorunluluğunun bulunduğunu bildirmekle mükelleftirler.

 Çoğu zaman iş verenler böyle bir mükellefiyetin olduğunu bilmediklerinden, işine son verdikleri işçilerini İş Acentalığına müracaat zorunluluğu ile ilgili aydınlatmamaktadırlar. Bunun üzerine İş Acentalığı işsizlik paralarını müracaatın geciktiği her gün için 10,-€ ile 50,-€ arasında kesecek olursa, bu durum kesintiye mâruz kalan işsizler için esas bir neticeye yol açacaktır, zira işsiz kişi hakkı olan işsizlik parasının sadece küçük bir bölümünü alabilecektir.

 Bu uygulamaya mâruz kalan bazı işsizler, kendilerini yeterli derecede İş Acentalığına müracaat zorunluluğu hakkında aydınlatmadıkları gerekçesi ile eski iş verenlerini sorumlu tutmuşlardır. Uygulanan kesintilerden dolayı uğradıkları zararı, maddi zarar tazminatı olarak eski iş verenlerinden hukuki yönden teminini denemişlerdir. Ancak Federal Sosyal Mahkemesinin yargılamalarına göre, işine son verilmiş kişiler, eğer İş Acentalığına müracaat zorunluluğunun bulunduğunu bilmiyorlarsa, özellikle iş veren tarafından İş Acentalığına müracaat zorunluluğu ile ilgili aydınlatılmamışlarsa, kusursuz olarak müracaatta bulunmamış sayılmaktadırlar ve hak etmiş oldukları işsizlik paralarının İş Acentalığı tarafından belli bir zaman için kesilmesi caiz görülmemektedir.

 Her ne kadar İş Acentalığına müracaat zorunluluğunun bulunduğu basın ve medyada yayınlanmış veya tartışma konusu olmuş olsada, bundan her işçinin haberi olduğu sonucu çıkarılamaz. İş verenin daha ziyade işten çıkardığı kişiyi açıkca İş Acentalığına muracaat zorunluluğunun bulunduğuna dair bilgilendirmesi gerekmektedir. Aksi taktirde işsize tedbirsiz ve dolayısıyla ihmalkâr bir davranış sergilediği isnad edilerek, işsizin hak etmiş olduğu işsizlik parası belli bir zaman için kesilemez. İş Acentalığına müracaat zorunluluğunun bulunduğunun bilinmediğinden dolayı zamanında müracaatda bulunulmamışsa ve bu bilgisizlik göz ardı edilerek sadece gecikmeli müracaatta bulunulduğundan dolayı işsizlik parası kesintiye uğramışsa, İş Acentalığınιn işsizlik parasını kesmeye yönelik aldığı idarî karara karşı mutlaka en geç bir ay içerisinde yazılı olarak itirazda bulunulması tavsiye edilir.

 

 

Sözlü akdedilmiş olan iş sözleşmesi yeterlimidir?

Müvekkillerimden bana şöyle bir soru sorulmuştur:

İki haftadan beri bir lokantada çalışıyorum. Yazılı bir iş sözleşmesi şimdiye kadar düzenlenmemiştir. İş veren, sözlü bir sözverinin yeterli olduğunu savunmakta. İş veren haklı mı?

Böyle ve buna benzer sorunlar ve sorularla sık sık karşılaştığımız için, bu sorunun cevabını siz okurlarla paylaşmak istiyorum.

Prensip olarak sözleşmeler sözlü olarak da akdedilebilir. Ancak iş hukukunda iş sözleşmesinin içeriğine göre durum değişebilir. İş sözleşmesi belirli bir süre için akdedilmişse, sözleşme yazıya dökülmelidir, zira sadece sözlü bir sözveri durumunda süresiz bir iş sözleşmesinin akdedildiği sonucu çıkabilir. Genel olarak şu noktaya dikkat edilmesi gerekir: Eğer iş sözleşmesi bir ayı geçen bir zaman için yapılmışsa, iş veren işçisine sözleşmeyi yazılı olarak vermek mecburiyetindedir. İş veren İspat Kanunu´na (Nachweisgesetz) göre her şeyden önce ne zaman iş başı yapıldığını, işçinin görevini, alacağı ücreti veya maaşı, çalışacağı yeri ve zamanı teyit etmesi gerekir.

Ama şu da bir gerçektir ki, İspat Kanunu yerine getirilmesi gerekenlere uyulmaması halinde, iş verenin cezalandırılmasını malesef öngörmemektedir. Bu durum karşısında işçi, yazıya dökülmüş iş sözleşmesini iş verenden almak istiyorsa, adlî yola başvurmak durumundadır.

Ancak işçilerin, kendilerine yazıya dökülmüş iş sözleşmesinin verilmediğinden dolayı endişelenmelerine hiç gerek yoktur. Mesela Asağı Saksonya Eyalet İş Mahkeme´si maaş dâvasında, iş verenin İspat Kanunu´nun kendisine getirdiği yükümlülükleri yerine getirmeye katiyen intina etmiş olmasından dolayı, işçiyi haklı bulmuştur.

 

Abdullah Solak